
Lider içeride dışarıda aynı!
Puan almaya gidip üç puanı kaçırmış gibi.. Sanki Burak 60′ dakikada ayağını yatırarak vurmuş şu an tarih yazmışız gibi.. Fransa’dan elimiz boş dönmeyip bir puan aldık ama yetmedi, doymadık, neden yenemedik diye düşünüyorum. Mert bizi ayakta tuttu Merih ve Çağlar sanki kırk yıldır birlikte oynuyorlarmış gibi nefes aldırmadılar. İyi savunma yaptığında güven depoluyor takım, sonucunda rakip kaleye gitmeye başlıyorsun kontra ataklar başlıyor, arkaya iyi toplar atılmaya başlıyor bir bakıyorsun oyunun hücum anlamında kontrolünü almışsın. Fransa geldi duvara çarptı geri döndü ve bunu defalarca yaşadı, sonrasında geri çekildiler çünkü klas ayaklarımız rakip defansın arkasına topu çok iyi kaçırıyordu ve Fransa defansı orta sahaya kadar yerleşmişti. Burak’ın net gol pozisyonu arkasına Ozan’ın topun dibine girmesi ile Fransa golün geldiğini yavaş yavaş anladı. Fakat! Descamps neden bu takımın başında olduğunu gösterdi ve arkaya arkaya kornerler kazanan takımına bir golcü hediye etti Giroud’u sahaya attı. Usta çok gecikmedi tabi ona bu kadar hediye verirseniz o da üç toptan bir tanesine kafayı sokar ve tabelaya ismini yazar, burada önemli olan Şenol Hoca’nın neden hemen bu değişikliğe bir değişiklik ile cevap vermediği sorusunun sorulması. Tamam Hocam Hakan’ı içeri attın pres opsiyonunu kapattın, kontrada dribbling yeteneğin düştü evet ama baktın içeri Giroud girdi arkasına sen de hamleni yapman Cenk’i oyuna hemen sürmen gerek. Değinmeden geçemeyeceğim orta sahada gücü yükselten Ozan’ı kenara almak yerine Burak-Cenk değişikliği yapıp oyunun ritmini biraz daha düzenleyebilirdi, kabul edelim Burak bu maçı 60′ lardan sonra çıkaramayacağını hepimiz anlamıştık, üstelik Ozan temposunu bulmuş top sürmeye bile başlamıştı ama Ozan-Cenk değişikliği geldi, gol hemen arkasına geldi ama belki de Cenk-Burak yapmış olsaydık 2. gole koşmamamız için hiç bir sebep yoktu!
Taktik yok Griezmann var
Fransa’nın 4-2-3-1 i oyun içinde bazen hücumda 2-4-4 oldu bazen 3-5-2 oldu bazen de 2-3-5 oldu Fransa tahtaya bir şeyler yazdı ama Griezmann ne isterse onu oynadı belki Griezmann’ın hırsını dizginleyemediler ama kağıda sağdık kalmadıkları kesindi. Kanatlardan sürekli olarak içe dönüp, kontraları ise tamamen kararsız bir düz koşu halinde yapan rakip sonucunda golü de zaten duran toptan buldu. İçerideki lider galiba Barcelona’da gölgede kalınca faturayı Milli Takıma kesmeye karar verdi. Olgun ataklarda genelde çapraz koşular ve dar alanda duvar pasları denemek üzerine yaklaşık 30 dakika harcadılar, sonucunda topu kanatlara yayıp yay çevresine ya da yerden ceza sahasına inmeye çalıştılar. Bu çabanın meyvesini ise art arda kazanılan kornerler ile topladılar, biz 6-2-2 li savunmamız yerine belki 7-2-1 yapsaydık ve Kaptan en uçta bekleseydi daha efektif kontralar yakalardık ama kaptan hayalet presini yaptı ve Sissoko ve Tolisso’nun dış şut opsiyonunu kapattılar. Beklentim bu kilidi Matuidi’nin zaman zaman kanada açılarak zorlaması yönündeydi sol çizgiyi iyi oynayan eforlu, arkaya sarkabilen bir oyuncu olması kanat seçeneklerini arttırıp Coman’ı rahatlatabilirdi ama Fransa bu tarz hücum seçenekleri aramadı ve zaten Deschamps’ın dersine çalıştığını belirttiği gibi akan oyunda gol yememizin zor olması üzerine skoru duran topa yığdılar. Kağıtta 4-1-4-1 olup hücumda bazen 4-3-2-1 olan bazen 3-3-3-1 olan Millilerimiz Fransa’dan istediğini aldı ama benim aklımda hala üç puan kaldı. Yüreğinize, mücadelenize, çabanıza, elinize sağlık! Lider gittik lider döndük.